Aslanağzı Çiçeği

Büyük bir ormanın içinde mutlu mesut yaşayan bir sürü çiçek varmış. Mutlu olmak içinde bir sürü sebepleri varmış. Toprağı çok verimli, akşamları yağmur yağan gündüzleri sürekli gülümseyen bir güneşle buluşan bu orman bitkilerin de şen şakrak çiçekler açmasını sağlıyormuş.

Lakin bu çiçekler arasında bir tanesi varmış ki o bu kadar imkân arasında olmasına rağmen hep mutsuzmuş. Sürekli yakınır ve ormanlar kralı olan aslan kadar güçlü olamadığı içim hayıflanırmış.

Diğer çiçekler ona “Canım, ne var bunda üzülecek, sen bir bitkisin o bir hayvan. Hem düşünsene eğer aslana benzeyen çiçeklerin olsa arılar senin balını alamazlar, kelebekler korkudan üstüne konamazlar sende bu nedenle büyüyüp yeni çiçekler açamazsın” demişler.

Mutsuz çiçek “Bana ne böceklerden kelebeklerden, hem ben onların benden korkmalarını istiyorum zaten, ne kadar çok aslana benzersem o kadar çok herkes benden korkar ve kimse çiçeklerime dokunamaz, bende çiçeklerin kraliçesi olurum” demiş.

Çiçek o kadar hırslıymış ki her geçen gün çiçeklerinin de yapraklarının da şekli değişmeye başlamış. Gerçekten bir aslan gibi ağzı ve yeleleri olan çiçekleri olmuş. Arılar ve kelebekler diğer çiçeklere konarken bizim çiçeğin yanına bile uğramıyormuş. Bu nedenle de sarı sarı polenleri çiçeğin aslanın ağzına benzeyen kısmında kalmışlar ve haliyle de çiçek yeni çiçekler çıkaramaz hale gelmiş. Artık bütün sorunu farklıymış, görünüşü değişmiş ama bu kez açamadığı için dertliymiş.

Diğer çiçekler onun bu haline çok üzülmüşler. Kendileri mutlu iken arkadaşlarının da mutlu olmasını sağlamak için onunla yeniden konuşmaya karar vermişler.

Çiçeklerden en yaşlısı demiş ki: “Evet artık bir aslan gibi görünüyorsun ama çiçek üretemiyorsun, belki bunun için kendine tohum kesesi oluşturmaya çalışmalısın böylece yeniden çiçeklerin olabilir ve daha çok kardeşlerinde olur” demiş.

Aslana benzeyen çiçeğimiz bu yaşlı çiçeğin sözünü dinlemiş ve yelesinin altında yeniden çiçek açabilmek için tohum kesecikleri oluşturmuş. Mevsim bitip çiçekleri döküldüğünde kesesinden etrafa tohumları saçılabiliyormuş. Hatta o kadar çok saçılıyormuş ki çok uzak diyarlara kadar bile gidebiliyormuş. Bu çiçeğin ismini diğer arkadaşları aslanağzı çiçeği olarak koymuş.

Bu hikâyenin ana temasında da bazen halimizden memnun olmadığımızda başka şeylere katlanmamız gerektiğini öğreniyoruz. Aslanağzı çiçeği zorda olsa istediğine ulaştı, belki de zoru başarmaktır önemli olan veya sabit kalıp olan halimize katlanmaktır zor olan, seçim sizin seçim hepimizin. Eğer aslanağzı çiçeği yetiştirmeyle ilgili bilgileri de öğrenmek isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir